Sir Vincent Montgomory
Sir Vincent Montgomory harry stories
  4
  •  
  0
  •   0 comments
Share

ziamsmirror
ziamsmirror Community member
Autoplay OFF   •   16 days ago
Sir Vincent Montgomory bir gün arkadaşları tarafından sirke gidermiş gibi Avrupa'nın akıl hastalıkları üzerinde uzmanlaşan ilk ve en eski hastanesi Bedlam'a hastaları görmeye götürülür. Genç ve naif bir adam olan Vincent'in burada başına ne geleceğinden haberi yoktur. Şiddetli melankolisi sebebiyle Bedlam'da kaderine terk edilen Eliza Josolyne görür görmez aşık olan Vincent'ın tüm hayatı artık değişmiştir. Günlerini rahatça girip çıkabildiği bu akıl hastanesi çevresinde geçirmektedir.
Son dönemin en parlak yıldızı Harry Styles'ın da kaderi, karakteri Vincent'tan çok da farklı değildir. Günlerini Bedlam Royal Hospital'ın etrafında sevdiği kadının saçlarına papatyalar sıkıştırarak geçirmekte ve çaresizce bir umudun pençelerinde yaralanmaktadır.

Source: https://www.wattpad.com/8...

Sir Vincent Montgomory

"Lordum. Bu geceden sonra beni görmenize müsade edemem."

Sally, Once Upon a Time in Bedlam isimli bir televizyon dizisinin reji asistanıydı.

On sekizinci yüzyıldaki bir akıl hastanesinde geçen bu dizi o aralar Birleşik Krallık'ta en çok izlenen diziydi.

Bunda son dönemlerde yıldızı parlayan Harry Styles'ın oynaması da önemli bir etkendi tabi.

"Eliza, bunu benden isteyemezsin. Bütün ömrümce yalnız seni görmek isterken hem de."

Harry'nin dehşete düşmüş ses tonu ve yaşarmış gözleri Sally'nin bir anda kendini Eliza Josolyne olarak bulmasına sebep olmuştu.

Hiçbir zaman hayali kamera önünde olmak olmamasına rağmen Harry'le yaptığı provalarda kendini onun partneri olmak isterken buluyordu.

Sally'nin nihai ideali yönetmen olmaktı fakat Harry Styles rol yaparken onun ruhunu yakalayıp kamera önüne çekiyordu.

Harry, sahiden de yetenekli bir oyuncuydu, Sally ondan ölesiye nefret ettiği zamanlarda bile bunu inkar etmiyor, kendine sürekli bunu hatırlatıyordu.

Kayıt ve kestik arasında mükemmel bir insan olmayı başarıyordu, bunu her zaman sürdüremiyor olsa da Sally bununla idare etmek zorundaydı.

"Ama ben sizin namınıza bir lekeyim. Mahpus olduğum şu dünya değil beni yalnız sizden uzak durmaya mecbur bırakan.

Beni buraya hapseden hastalık önümde bir dağ gibi yükselirken sizi de zehirleyemem."

Harry, Sally'nin gök mavisi gözlerini yeşil ormanları andıran gözlerinin derinliklerine hapsetmişti.

Eliza Josolyne'di artık Sally, Sally Saldana henüz bir dünyada yaşayan, hayatını bir şekilde devam ettirmeye çalışan sıradan bir kadındı, Harry Styles da öyle.

O artık Sir Vincent Montgomery idi, elinden tutmuş kendiyle beraber Sally'i de on sekizinci yüzyıla götürmüştü..

Sally, tüm bedeninin ürperdiğini hissedebiliyordu, Harry'nin gözlerinin yeşiline, dudaklarının tatlı kıvrımlarına bir daha bakmaması gereken kusurlu bir kadın olarak kendini görebiliyordu.

Ve bunun Sally ile hiçbir alakası yoktu, Sally'i bu acı dolu hikayeye sürükleyen Harry Styles'ın ta kendisiydi.

"Bana ne demeye çalıştığını anlıyorum. Ruh sağlığın yüzünden nasıl acı çektiğini görebiliyorum. Kahroluyorum ama görebiliyorum.

" Harry, gözlerine hücum eden yaşları zapt ederken koca elleriyle de Sally'nin yüzünü kıskacı altına almıştı.

Parmaklarını Sally'nin yanaklarına yaslamış ve yüzünü onun yüzüne yaklaştırmış, Sally'nin gözlerinin çok ötesine, çok daha derinliklerine dikmişti.

Harry, sanki o anda Sally ile değil onun ruhu ile konuşuyordu.

"Düşüncelerini serbest bırakmayı denediğini biliyorum. Seni dinlemeyeceklerdi, dinlemediler de biliyorum. Senin aklın da benimki kadar yerinde, senin burada olman sana yapılan en büyük haksızlık."

"Lordum, yapmayın lütfen. Ben sizin gibi adamların, düklerin ve düşeslerin izlemeye geldiği soytarılardan biriyim. Benim dünyam şu dört duvarın arasına sığar, sizi hiçbir diyar bağrına sığdıramaz."

Harry'nin göz pınarlarına dolan yaşlar artık akmakta özgürdüler, Sally kendi yaşlarının da onunkilere katıldığının farkında değildi oysa. Harry'nin elmacık kemiklerindeki başparmakları yaşları firar etmeden yakalamıştı çoktan.

"Böyle konuşma lütfen, benim dünyam çoktan sen olmuşsun farkında değil misin? Şu kararmış kalbimde açan en nadide çiçek, gönlüme yegane efendisin. Eliza, sana aşığım, görmüyor musun?"

Sally, tutunma ihtiyacıyla parmaklarını Harry'nin bileğine dolarken buldu kendini. Harry ise uzanıp ıslak dudaklarını Sally'nin dudakları ile buluşturdu. Sally, zamanını ve mekanını yitirmişti. Kimliği de onlarla beraber yitip gitmiş başka bir kadının hayali kimliğine vücut bulmuştu.

Sahiden de akıl hastanesine kapatılmış bir kadının aşkına veda etme zorunluluğunda bulmuştu kendini, sevgilisinin ilk öpüşüyle tüm dirayeti yıkılıp giden bir maşuktu o anda.

Harry'nin dudakları üzerindeki varlığına karşılık vermemek mümkün değildi Sally için o anda, zaten o anda Sally Saldana henüz doğmamış, Eliza Josolyne ise çoktan yaratılmıştı.

Fakat dudakları arasında başlayacak olan tutkulu bir vals henüz girizgahta iken Harry'nin ensesine kayan parmakları Sally'i kendi bedenine geri çekmişti.

Harry'nin bedeninin yakınlığı, onu sanki ömrü buna bağlıymış gibi öpüşü ve yaptığı aptalca hata nedeniyle suratı al al olarak geriye çekildi.

Gözlerini ne zaman kapattığının farkında değildi fakat açmaya da niyeti yoktu tıpkı Harry'nin yüzünü terketmeye niyeti olmayan elleri gibi.

"Afedersin." diye ancak fısıldayabildi Sally, sesini Eliza Josolyne'e kaptırmış olmalıydı. Üstelik Harry Styles hala ellerini yüzünden çekmemişti. "Bu rol yapma işinde sahiden de çok iyisin."

"Bana bak Sally." diye fısıldadı Harry'de onun gibi. "Gözlerime bak." Ellerini hala Sally'nin yüzünden çekmemişti.

Sally başını öne eğmeye çalışıyor, Harry ise zorla tam yüzünün karşısında tutuyordu. Sanki gözleri zamk ile birbirine yapıştırılmış gibi zorlukla araladı gözlerini.

"Senin yanında çok rol yapmış olabilirim Sally Saldana, ama şuan rol yapmadığımdan emin olabilirsin."

Sally, neye uğradığını anlayamamıştı, açlıktan bi yerlerde bayılıp kalmış ve komik bir rüya görüyor olmalıydı.

Ya da Harry Styles diğer tüm numaralarından çok daha iyi bir numara bulmuştu bu kez Sally'e saldırmak için.

Mesela daha önce sabaha karşı biten bir setten sonra eve gidip de sabah erkenden geri gelmek yerine küçüçük bir berjerde uyuklarken Sally'e karavanına gelebileceğini ve onun yatağında yatabileceğini söylemişti Harry.

Sally, Harry'nin bu teklifine öylesine sinirlenmişti ki onu kovduktan sonra hıncından bir dakika bile uyuyamamıştı.

Ya da Sally'nin kulağına gizlice papatya iliştirdiği güne ne demeli?

Saldana'nın şu dünyada bir tek papatyalara alerjisi vardı ve o tepelerde dolaşırken papatya toplamış, saçını düzeltme bahanesi ile kulağının arkasına sıkıştırıvermişti. Sally tüm yüzü kırmızı kabarcıklarla kaplanana kadar bunu fark etmemişti üstelik.

Geçen hafta Sally'e yaptığını da unutmamak gerekiyor tabi. Yapımcılarla yapılacak toplantıya yetişmeye çalışırken Sally'i durdurmuş ve ona önemli bir şey söylemesi gerektiğini söylemişti.

Sally onun yüz ifadesine aldanmış ve konuşmasını beklemişti. Fakat o kekelemek ve ağzının içinde bir şeyler gevelemek dışında hiçbir şey yapmamıştı, üstelik Sally gitmesi gerektiğini söyledikçe önünü kesmiş ve gitmesine izin vermemişti. En sonunda onu sertçe paylamak zorunda kalmıştı Sally.

İşte yeni numarası da bu olmalıydı ve hayır, Sally bu kez ne yüz ifadesine ne de bakışlarına inanacaktı.

"Götün tekisin ama sahiden de iyi bir oyuncusun." diye mırıldandı Sally Harry'nin soğuk ellerini yüzünden çekerek. Ayağa kalkıp gülerek Harry'e döndü. "Bu oynamıyorum, yaşıyorum fikri çok iyi. Güzel bir sezon finali olacak sayende."

"Sally ben ciddiyim."

Sally, onu ciddiye almamakta kararlıydı, bir an önce kendini dışarıya atmak istediğine emin olduğu gibi. "Ben sete geçiyorum, sen de kostümünü giyip gelirsin." Adımları çıkışa yönelirken Harry yataktan fırlamış ve Sally'nin önüne kesmişti.

"Hayır, şu anda gidemezsin." Harry'nin yüzüne yine az önceki dehşet ifadesi yerleşmişti. Hilal kaşları çatılmış, Sally'nin gözlerine kilitlenmiş yeşil gözlerinden panik okunuyordu. "Bana inanmak zorundasın."

"Harry bazen rol mü yapıyorsun yoksa sahici misin emin olamıyorum." diye itiraf etti sonunda. Ardından Harry'nin etrafından dolanarak karavanın kapısını açtı.

"Sally!" diye seslendi Harry arkasından, eli tam kapının kolunda kalmıştı.

"Orada rol yapacağım ama karşımdakinin Ashley değil sen olduğunu hayal edeceğim."

Sally, kendini dışarıya nasıl atacağını bilememişti. Karavanın kapısını arkasından kapattıktan sonra yaslanmıştı zira az önce tüm gücü Harry Styles'ın ellerinde un ufak olmuştu.

Kalbi kafasına buyruk kararlar almış ve Harry Styles'ın avuçlarındayken yoldan çıkmıştı. Fakat Sally ona inanamazdı, inanmayacaktı.

Harry onu içinde yaşadığı zamandan, kimliğinden ve mekanından soyutlayıp bambaşka bir alema götürmüş olsa da bu da diğer numaralarından farksızdı.

Harry Styles bu kez en iyi olduğu şeyle Sally Saldana'ya saldırmıştı.

Stories We Think You'll Love 💕

Get The App

App Store
COMMENTS (0)
SHOUTOUTS (0)